Kaynak: Sözcü · manset

'Ya oldurun ya öldürün'

Orijinal haberi oku →
'Ya oldurun ya öldürün'

Özet

Ankara’da 46 gündür bir direniş, bir hak mücadelesi, bir çığlık var… Er gaziler ve er şehit aileleri hakları için mücadele ediyor. Zor şartlar altında, parklarda sabahlayan kahraman gazilerimizin ne yazık ki sesi duyulmadı. Gazilerimiz vatana kolunu bacağını bırakmaktan değil, adaletsizlikten ve vefasızlıktan muzdarip. Yetkililer bir kalemde çözebilecekleri sorunlarını görmezden geliyor, baş tacı yapması gerek gazileri kapıdan çeviriyor.

SÖZCÜ, ilk günden bu yana sesi olduğu gazilerin yürek burkan hikayelerini dinlemek için bir kez daha mikrofonu uzattı…

ERDEM ÇERÇİOĞLU: (Gazi ve Şehit Aileleri Platformu Başkanı): 48 yaşındayım ve 28 yıldır da er gaziyim. Er gazi demek sorun demek. Ben ve arkadaşlarım sorunların içinde boğuşuyoruz. 28 yıl önce vatani görevimi yaparken Muş’ta terör örgütü ile çatışmada ağır yaralandım. Sağ kolum da ve dirseğinden parçalandı. Kemiklerim tamamen parçalandı ve Fırat Üniversitesi’nde ilk müdahale yapıldı, daha sonra Ankara GATA’ya getirildim, 15 gün de burada tedavi gördüm.

Çatışma nedeniyle vücudumda da sıkıntı çıktı. Tam 5 kez ameliyat oldum. Kemik nakli ve takılan malzemeler tam uymadı. Halen de çok dikkatli olmam gerekiyor, kolum vidalarla duruyor. Askerden önce bir markette çalışıyordum, gazi olunca Konya Seydişehir Eti Alüminyum’da işçi olarak işe başladım. 2004’te evlendim, eşim belediyede çalışıyor. 19 yaşımda üniversiteye kayıt yaptıracak bir oğlumuz var. O da burnundan ameliyat oldu. Ben yanında olamadım, oğlumla bile ilgilenemedim. 44 bin lira maaş alıyorum. Bize karşı kindar bir tavır takınıyorlar, bunu hiç anlamıyorum. En azından iktidar mensupları bizi dinlesin. Karşımızda anlaşılmaz bir suskunluk var. Tarih bugünleri de yazacak.

MUSTAFA AK: 1994 yılında gece saat 02.00’de Silopi Şırnak‘ta yaralandım. Karakola dönerken…

Tam metin ve güncel gelişmeler için orijinal habere geçin.

Orijinal haberi oku →

Sayfadan çık