Kaynak: Cumhuriyet · gundem
Dikenli aileler ve budayıcı çocukları
Orijinal haberi oku →
Özet
"İnsanlar gül, aileler gül çalısıdır. Gül çalılarını budamak gerekir."
“Gül Budama”nın (Rosebush Pruning) ana karakteri Ed'in (Callum Turner) söylediği bu sözler, okuma-yazmayı reddeden, atasözleri ve deyimleri insanların anlamadığı şekilde değiştirmekten hoşnut olan birine ait. Ailesiyle birlikte İspanya'da modernist bir malikanede yaşayan Ed'in, aileleri neden budanması gereken çalılar olarak tarif ettiğini, zengin ve yozlaşmış bu ailenin bireyleriyle tanıştığınızda daha iyi anlıyorsunuz.
Brezilyalı yönetmen Karim Aïnouz, İngilizce olarak çektiği yeni filmiyle aslında bilindik bir konuyu ve “Yunan Tuhaf Dalgası”nın anlatı özelliklerini bir araya getiriyor: Marco Bellocchio'nun 1965 tarihli filminden serbestçe alınan "çürümüş" aile kurumu ve söz konusu akımın senaristi Efthimis Filippou'nun kalemi.
Filippou, aynı zamanda Yorgos Lanthimos'un Dogtooth (2009), Lobster (2015) ve daha pek çok filmine yönetmenle birlikte imza atan senarist ve “Gül Budama”nın ilk sahnesinden bile bu etkiyi hissetmeniz mümkün oluyor. Film, orijinal filmden farklı bir şekilde karakteri iki ayrı kişiye bölünen Ed'in yanında oturan ve o gün tanıştığını, şimdi ise en iyi arkadaşı olduğunu söylediği biriyle açılıyor.
Ve daha sonra yine onun anlatımıyla diğer "bir garip" aile üyeleriyle tanışmaya başlıyoruz. Özgün filmde annenin kör oluşundan farklı olarak burada ailenin babası (Tracy Letts) kör ve eşinin yasını, onun öldüğü yere her ay bir kuzu bırakarak tutan biri. Çünkü anne (Pamela Anderson), modern çağda pek de karşılaşılmayan bir biçimde ormanda kurtların saldırısıyla ölmüş. Onlara kalan yüklü miktardaki parayla ailenin dört çocuğundan hiçbiri çalışmak zorunda kalmamış ve Ed'in deyimiyle her biri "tembel, vasat ve egoist". Ona göre ailenin en iyisi, en büyüğü olan Jack (Jamie Bell) ve…
Tam metin ve güncel gelişmeler için orijinal habere geçin.
Orijinal haberi oku →Sayfadan çık
