Kaynak: Cumhuriyet · gundem

83. Venedik Film Festivali’nden notlar: Aşkın dayanılmaz hafifliği ve ağırlığı...

Orijinal haberi oku →
83. Venedik Film Festivali’nden notlar: Aşkın dayanılmaz hafifliği ve ağırlığı...

Özet

“Mostra” perdelerinde bu hafta sonu, hiç beklemediğimiz kadar hafif ama derinlikli, ummadığımız kadar da hoş ve eğlendirici, üstelik çok boyutlu ve düşündürücü filmlerden oluşan güzel bir “aşk” parantezi yaşadık.

Duygusal tutku ve dürtüsel cinsellik gibi klasik temalara bambaşka pencerelerden bakan iki yönetmen, İtalyan sinemasının eskimeyen adı Nanni Moretti (1953) “Succederà questa notte”, Güney Koreli Lee Chang-dong (1954) ise “Possible Love’’ ile eğilirlerken gelecek cumartesi gecesi ödül listesine adlarını yazdırabilecek güçte iki büyük film çekmişler.

Cannes’da, “Caro diario” (1994) ile Mizansen, “La stanza del figlio” (2001) ile Altın Palmiye; Venedik’te de “Sogni d’oro” (1981) ile jüri büyük ödülü kazanan Moretti, 1989’dan bu yana ilk kez Altın Aslan için yarışırken, hepimizi şaşırtıyor, hatta bir bölümümüzü hayran bırakıyor! Çünkü bu kez katıksız, içten, “hafif bir aşk filmi” var karşımızda, bir o kadar da tutarlı ve bütünlüklü.

Oldukça ütopik bir hikâye gerisinde, hafif ve alaycı yaklaşımıyla kendini ciddiye almaz gibi görünen, ciddi bir aşk filmi...

Louis Garrel ile Jasmine Trinca’nın canlandırdığı çiftin yıllara yayılan aşk öyküsü, karşılaşma, buluşma, ayrılık, yitirilmiş fırsat ve ertelenmiş mutluluk örgüsü üzerinden zincirleme ilerliyor. Moretti’nin temel aşk anlayışı ise şaşırtıcı ölçüde köktenci: Ya hep ya hiç! Gerçek aşk varsa geçen zaman, yaşanan ayrılıklar, başka ilişkiler falan onu asla yok edemez! Bir noktada, alın size bir mutlak aşk ütopyası.

Tam metin ve güncel gelişmeler için orijinal habere geçin.

Orijinal haberi oku →

Sayfadan çık